Diyetinfo / Diyetisyen Şengül Üre

Bloğumuza Hoş Geldiniz

Adres:Bağdat Caddesi No:299 Caddebostan/İstan
Tel: 0216 360 00 50
e-mail: bilgi@diyetinfo.com







14 Aralık 2018 Cuma

REFLÜ YAŞAM KALİTENİZİ ETKİLİYOR MU ?


   
 Reflü yaşam kalitesini oldukça düşüren  ve toplumun her kesimini etkileyen  bir sağlık sorunudur. Mide asidinin  mide kapağında yaşanan  sorun veya başka bir nedenle yemek borusuna ( ösafgusa  ) kaçması ile ortaya çıkar. Daha  çok yemek sonrasında ortaya  çıkar.  Yanma şikayetlerini  bastırabilmek ve artmasının önüne geçebilmek için  ile bireyler daha fazla atıştırma ihtiyacı duyarlar ve her atıştırma eğer egzersiz kapasitesi de zayıf ise harcanamayan enerjinin depolanması sonucu KİLO ALMA EĞİLİMİ  artmaktadır. 

Bu nedenle
   Sık ve düzenli beslenme alışkanlığı kazanmaya çalışarak işe başlayabilirsiniz.
·         Güne mutlaka sağlıklı  seçimlerle başlayın.Pastane mamülleri yanmış  kızarmış ürünler kahvaltı  olarak tüketmekten vazgeçin.
·         Tam buğday ekmeği peynir yumurta açık çay ceviz veya zeytin  vb  ölçülü miktarda tüketeceğiniz kahvaltı ile  başlayın.
·         Akşam yatmadan  2-3 saat önce yemek yememeye gayret edin.
·         Her öğününüzü yavaş, iyi  ve uzun süre çiğneyerek   tüketin.
·         Uzanarak hızlı ve ayakta yemek yemekten uzak durun.
·         Yağ içeriği yüksek , kızartma, kremalı ürünleri tüketmeyin  ( Pastane mamülleri,patates cipsi, kremalı ürünler vb  )
·         Akşam yemeğini çok geç  saatte tüketmekten  kaçının.
·         Probiyotik içeriği zengin beslenmeye gayret edin.
·         Alkol tüketiminden uzak durun.
·         Salatalarda yemeklerde  sirke ve limon tüketimine dikkat edin.
·         Tabağınıza renk katın .Yeşil ve turuncu sebze tüketimini arttırın.
·         Acı, pul biber,limon tuzunu tüketmeyin.
·         Akşam yemeğinde  hafif  ve sağlıklı pişirilmiş öğün içeriklerini tercih edin.
·         Fast food ürünlerini ve paketlenmiş ürünleri  beslenme programınızdan   çıkarın.
·         Rafine gıdalar, unlu mamüllerden uzak durun. (Bisküviler, kekler, kurabiyeler vb.)
·         Meyve suları ; özellikle portakal, greyfurt, limonata, domates suyu tüketmemeye gayret edin.
·         Trans yağı içeriği zengin tüm ürünleri  mutfağınızdan uzak tutun.
·         Gazlı içecekler, maden suları şikayetlerinizi arttıracağı için günlük hayatınızda bulundurmayın.
·         Bol  su içmeye gayret edin.
·         Çiğ kuru soğan, çiğ sarımsağa, yeşil soğan turp vb  tüketirken dikkat edin   
·         Kepekli ürünler aşırı lif içeren ürünleri  (reflü nün dozuna göre ) beslenmenizde bulundurun ( tahıl grubu gıdaların en aza yarısı tam tahıllar olmalı )
·         Baharatlı yiyecekleri özellikle acı olanları tüketmekten kaçının.
·         Sigara tüketmeyin 
·         Uyku düzeninize dikkat edin .
·         Stresinizi yönetmeye çalışın.
·         Aromalı peynirler,Çikolata, nane, aromalı sakızlar, drajeler  tüketmeyin
 Egzersiz yapmayı ihmal etmeyin.ANCAK Ağır egzersiz yapmaktan uzak durun.Ancak orta aktivitede hergün 45 -60 dk arasında ( ana öğünlerden 40-60 dk sonra  olmak kaydıyla ) yürüyüş   İDEAL BİR EGZERSİZ MODELİ OLABİLİR.
   Beslenme ve Yaşam tarzı değişikliği ile başlayan stratejiler reflü şikayetinizi en alt seviyeye taşır.
   Ancak  mutlaka bir Gastroenteroloji  doktoru tarafından değerlendirme yapılması gerekir. Multidisipliner bir yaklaşım ile birlikte  reflü sorununun tedevisinin planlanması ,yaşam kalitesini arttırır

7 Aralık 2018 Cuma

VÜCUDUNUZ SUSUZ KALMIŞ OLABİLİR Mİ?


Vücudumuzun %50 -75 i sudan oluşur.  Tüm organlar, beyin  kan dolaşımımız  dahil su içerir. Su vücudumuzda bir çok metabolik sürecin  ve fonksiyonların yerine getirilmesinde oldukça önemli görevler üstlenir. Hatta susuzluk iştah ve kilo yönetimini dahi olumsuz etkileyebilmektedir. Bu denge vücut işlevlerinin en iyi şekilde yerine getirilmesine destek sağlar. Vücut suyunun minimal bir düzeyde kayba uğraması dahi fonksiyonların  yerine getirilmesi açısından sorunlar yaşanmasına neden olur.
 Vücut neden su kaybeder ?
Vücut  suyu % 1 azaldığında susuzluk hissedilir.Terleme ( 200 ml ),nefes alıp verme, idrar (1.5 lt ), ve dışkı yoluyla vücuttan su kaybederiz.
Ancak;
-Çeşitli hastalıklar
-ilaçlar
-Besin takviyeleri
- ishal veya başka bağırsak hastalıkları ve idrar yolu hastalıkları, diyabet
-Terlemek,
-Emzirmek,
-Spor ve egzersiz,
- Aşırı kafeinli içecek tüketimi su kaybına  neden olmaktadır.
Vücut suyunun azaldığını nasıl anlarız ?
-      Baş ağrısı
-      Koyu renkli  idrar
-      Yorgunluk
-      Solgunluk
-      Agız kuruluğu
-      Kabızlık
-       Vücutta Yağlanma ve iştah artışı  vücut suyunun azaldığını anlatabilir.
 Ne kadar su içmeliyiz ?
 Genel sağlığın korunması açısından vücudun verdiği sinyallari dikkate almak gerekir.  Su tüketimi bireysel beslenme alışkanlıkları,iklim,egzersiz,ilaç, beslenme düzenine vb. bağlı olarak değişiklikler gösterebilir.Günlük ihtiyacın yaklaşık % 20 –25 i beslenme ile karşılanır.Ancak kadınlar vücut suyunda çok kayıp yok ise 2-2.5 lt Erkekler  2.5-3.0 lt su tüketebilirler

29 Kasım 2018 Perşembe

ANTİOKSİDAN İÇERİĞİ ZENGİN BESLENME CİLDİNİZİ VE BEDENİZİ KORUYOR


 Günümüzde rafine gıdalar,paketlenmiş ürünler,şekerli gıdalar,fast food gıdalar,sağlıksız öğünler,yetersiz su tüketimi,egzersiz yetersizliği,tek tip beslenme,katı zayıflama diyetleri,abur cubur ve bol enerji içeren gıdalar, tencere yemeklerinin tüketiminin azalması  beraberinde birçok sağlık sorununu getirirken  insülin salınımını  arttırır sonuçta  kilo ve cilt sağlığı problemleri yaşanmaya başlar.
  Renkli çeşitli ve ölçülü beslenme günümüzde sağlığın korunmasında çok önemli etkilere sahiptir. Besinsel içeriği kaliteli ve sağlıklı yiyecekler tüketildiğinde ise doğal yolla alınan vitamin-mineral, antioksidan, kaliteli yağlar, kaliteli protein ve karbonhidratlar vücudunuzun sağlığını, cilt sağlığını  ve sağlıklı kilonun  korunmasına yardımcı olur.

    Cilt ve beden  dostu olan “akıllı besinleri” düzenli tüketip, bol su içerek cildin  ve bedenin genç  kalmasına , kilo kontrolüne yardımcı olmak  çok maliyetli bir uygulama değildir. Akıllı besinler  kaliteli ve sağlıklı yaşam adına tüm işlevleri yerine getirirken, cildin parlak, sağlıklı ve elastikiyeti yüksek görüntüsünün devamını sağlarlar. Bu akıllı besinlerin başında antioksidan özelliği olan besinler gelmektedir.Antioksidan içeriği  yüksek beslenme ; yeşil yapraklı sebzeler , mor ve kırmızı meyve ve sebzeler,omega 3 içeriği yüksek besinler, ile alınan vitaminler  vitamin-mineraller,sindirilip, emildikten sonra toksinlerle savaşmak adına  tüm vücuda dağılarak görevlerin, yerine getiriler.  
  Kilo verme ,sağlık sorunları ve sağlıklı yaşma adına; renkli çeşitli ulaşılabilir,sürdürülebilir beslenme programları uygulandığında ;  yeterli protein,  E vitamini, C vitamini, antioksidanlar, omega 3  alarak   kaliteli beslenmeden ödün vermeden  yıllara meydan okuyabilirsiniz.
    Mevsimsel özelliklere göre  C vit zengin beslenme ( çilek ,kivi, portakal vb ) ciltteki kolojen dokusunun kaybolmasını engeller,cildinizin yerçekimine karşı koymasına yardımcı olur.Omega 3 kaynaklarından zengin beslenme ise(somon  yağlı soğuk deniz balıkları,    ceviz ) Cilt parlaklığı ve gerginliğini  sağlar.  Gözaltı kırışıklıklarını  yeşil yapraklı  sebzeler maydanoz, roka, dereotu engellerken, domates ve likopen içeriği yüksek besinler ise güneşin  ciltteki harabiyetini azaltır
   Popüler kültürün  etkisi  ile uygulanan, popüler diyetler ile vitamin-mineral, protein, antioksidan açısından fakir beslenme ile  kilo verme yerine su kaybı gerçekleştiği için, beden yaşlanması ve  cilt yaşlanması hızlanır.

22 Kasım 2018 Perşembe

HIZLI KİLO VERDİREN MUCİZE PROGRAMLARDAN UZAK DURUN

Kilo verme adına  yapılacak kısa süreli yanlış  uygulamalar  ;
  Besinsel yetersizliklere,bağırsak florasının bozulmasına, olmayan ödemi atarken kasların kaybolmasına, uyku kalitesinin bozulmasına,cilt elastikiyitenin bozulmasına, beden ve cilt sağlığınızın  bozulmasına, işi gücü kaybına ve psikolojik sorunların yaşanmasına neden olur.
   Size özel hazırlanan sağlıklı beslenme programı ile ; Genetiğinize  ve  yaşama şartlarınıza uygun, geleceğinizin sağlıklı beslenmesini sağlayarak ve yaşam kalitenizi arttırabilirsiniz.
Bu  programlar ile ;
  Renkli çeşitli  bir beslenme, sık ve az,bol yeşil yapraklı sebzeler,mevsim sebze ve meyveleri,tam tahıllar,tam buğday,su, kuruyemişler, kurubaklagiller süt-yoğurt.Kaliteli  protein ,probiyotik ve prebiyotik kaynakları,kaliteli lif ,Omega 3 kaynaklarından zengin  antioksidanlar ,sağlıklı  ve doymamış yağ içeriği   zengin  bir beslenme sağlanır.   
  Yaşam kalitenizi arttırmak ,sürdürülebilir alışkanlıklar  kazandırmak adına planlanan  beslenme programları  ; bedenin hastalıklardan korunmasını sağlar ,cildinizi korur .  Fit ,formda, enerji ve hareket kabiliyeti yüksek , beden yaşı genç bir bedene ulaşmayı hedefler

15 Kasım 2018 Perşembe


KARIN DOYURMA, KÖTÜ BESLENME  GİZLİ AÇLIĞA MI SEBEP OLUYOR ?
 Günümüzde önemli   beslenme  sorunlarından biri de gizli açlıktır. Gizli açlık  az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sık görülen bir beslenme sorunudur. Besinler gerek fiziksel gerekse zihinsel  anlamda beden sağlığı üzerinde doğrudan etkilidir.Bu nedenle  kaliteli yaşam  sağlığın korunması  için yeterli ve dengeli beslenme oldukça önemlidir. Sağlıklı beslenme ile Yaşamın sürdürülmesi için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda  kişisel farklılıklar  dikkate alınarak  besinler sayesinde  sağlamak gerekir. İnsan  bedeni için her besin öğesinin  önemi ve  her birinin ayrı görevi vardır. İnsan bedeni besinlerden aldığı besin öğelerinden, bazı besin öğelerinin sentezleyebilir.  Sentezleyemediği  besin öğelerini ise besinler  sayesinde temin eder.
     Karın doyurmak,yeterli  ve dengeli beslenmek anlamına gelmez.     Ancak   dengeli beslenilmediğinde veya besin değeri zengin, güvenli besine ulaşılmadığında dahi,selenyum ,demir, çinko, iyot,  gibi hayati önem taşıyan  mikro besin öğelerinin vitamin ve mineral yetersizlikleri ortaya çıkabilir.  Bu vitamin ve minerallerin yetersizliği ve ise “gizli açlık” olarak tanımlanmaktadır. Gizli açlık, gerek yetersiz beslenme gerek aşırı beslenme durumunda ortaya çıkabilen beslenme sorunudur.
 Günümüzde tüm dünya da  yaşanan da şişmanlık ve obezite  ve beslenmeye bağlı hastalıkların  görülme sıklığının artması ile birlikte  elzem besin öğelerine olan ihtiyaç da artmaktadır. Yaşam kalitesi için önemli  besin öğelerinin yetersiz alımının sonuçları kısa veya uzun vadede belirti vermeyebilir. Ancak Gizli açlık, dikkat dağınıklığı, zeka gelişimi  kişinin bağışıklık sisteminin zayıflaması, kilo artışı  fiziksel ve zihinsel gelişme sorunları   hatta ölümler  gerçekleşebilir.  .
Rakamlar anlatıyor :
·          Gizli Açlık Dünya nüfusunun %10’u yani yaklaşık 795 milyon kişi açlıkla mücadele etmektedir.
·         Yılda ortalama 807 bin çocuk A vitamini, çinko veya diğer besin öğesi yetersizlikleri yani gizli açlık sebebiyle gelişim bozukluğu yaşamaktadır.
·         Küresel sağlık  sorunlarının  %10’undan Vitamin ve mineral yetersizlikleri sorumludur.
·         UNİCEF’e göre her saniyede bir çocuk beslenemediği için hayatını kaybetmektedir.
·         Gelişmekte olan ülkelerdeki kadınların %40’ının demir eksikliği  sonucu sağlıkları  bozulmaktadır.,
·       Ağır anemi her yıl 50.000’den fazla kadının doğum sırasında ölümüne neden olmaktadır                           
·         Ülkemizde beslenme sorunları ve metabolik hastalıklar bağlı ölüm oranı %5.1’e ulaşmıştır.
·         Dünya sağlık örgütü (WHO ) ne göre:
         -Her yıl, 5 yaş altı ve 7 milyon çocuk, gizli açlık sebebiyle hayatını kaybetmektedir.
  -Dünyada her yıl 6 ay – 5 ay arası 450.000 çocuğun çinko yetersizliğine bağlı hastalıklardan dolayı yaşamını yitirdiğini bildirmektedir.
    -Türkiye’yi çinko yetersizliğinin görüldüğü Mısır, İran, Irak, Hindistan, Çin, Pakistan gibi ülkelerin başında göstermektedir.
    Sağlıklı yeterli  ve dengeli beslenme her yaş grubu özellikle bebekler, hamileler, yaşlılar için çok önemlidir. Karın doyurmak değil kaliteli beslenebilmek için sağlıklı besin, sağlıklı pişirme yöntemleri doğru porsiyonlar ile  her yaş grubuna beslenme bilincinin ve farkındalığının kazandırılması gerekir.

8 Kasım 2018 Perşembe

BEYNİN GÜCÜNÜ ARTTIRAN BESİNLER İLE SAĞLIĞINIZI VE FORMUNUZU KORUYUN



  Akdeniz tipi beslenme modeli beyin sağlığınızı, genel sağlığınızı ve formunuzu korur. Beslenme modelinizin  barındırdığı bir çok  renk hafıza, cilt, kalp ve beden sağlığı için önemlidir. Ancak günümüzde   yaygın olarak  beslenme şeklinin değişmesi,sağlık,  kilo ve hafıza sorunlarını  gelecekte    alzheimer gibi beyin sağlığı ile ilgili  sorunların sıklıkla görülmesine neden olmaktadır.
 Bu nedenle ;Sofranızda ve  beslenmeniz de  var olan yiyecekler  bedeninizi, beyninizi zinde ve genç tutabilir, gelecekte hastalıklardan  koruyabilir.
 Hergün  sofranızda bulundurun
-Bol renkli  meyve ve sebze   : Mevsimsel özelliklere göre tüketeceğiniz meyve ve sebzeler beslenmeniz ve sağlığınız  için  oldukça önemlidir. İçerdikleri antioksidanlar  vitamin ve mineraller  damar sağlığı, beyin sağlığını korurken   posa ile toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına ve kilo yönetimine yardımcı olurlar.
-Yumurta: Yumurta kolin içeriğine sahip en önemli besin öğelerinden bir tanesidir. Kolin bağırsaklardan kolaylıkla emilir ve kan-beyin bariyerini geçebilen tek vitamindir  .  Beyindeki kimyasal olaylarda rol alır. Hafıza ve beyni koruyan vitamin olarak adlandırılır. Sinirlerdeki iletilerde önemli görevi olan asetilkolin maddesi için gerekli bir moleküldür. Kolinin vücutta kompleks bir rolü vardır.Bunun dışında yumurta  Avitaminin öncü maddesi olan lutein, zeoksantin açısından da zengindir.
-Omega 3 kaynakları :Yapılan çalışmalar da omega 3’ten zengin beslenme beyin gelişimi ve fonksiyonlarının devamında oldukça önemli bir rol oynar.
-Soğuk su balıkları veya  somon : Haftada 1-2 kez uygun pişirme koşullarında hazırlanan balık  ;besinsel anlamda bedeninizi ve zihninizi korumaya yardımcı olur.İçerdikleri hayvansal   omega 3   (Beyinde de bulunan vücudumuzdaki tüm sinir hücrelerinin yapı taşıdır. Öğrenme ve hafıza fonksiyonlarında  etkilidir.. Eksikliğinde dikkat ve konsantrasyon bozukluğu, disleksi (okuma bozukluğu), bunama, depresyon, bipolar kişilik bozukluğu (manik depresif hastalık)ve şizofreni görülme sıklığı artar. Yaşlılarda bilişsel bozukluğun iyileştirir) protein,iyot ve fosfor ile   beyninizi ve hafızanızı destekler.
-Ceviz , Badem ve diğer kuruyemişler :Bitkisel protein kaynakları olarak değerlendirmesinin yanı sıra    mineraller açısından da zengindir.   Selenyum  ve bitkisel  omega 3 içeriği olarak oldukça önemli bir yere sahip olan kuruyemişler bilişsel fonksiyonların arttırılmasında önemli görevleri vardır.Günde yetişkinlerde 30 gr kuruyemiş zihinsel performans ve kilo yönetimi açısından da etkilidir.
 -Kırmızı et ve demir içeriği zengin beslenme :Kaliteli protein kaynaklarından zengin beslenme bedenin  protein ihtiyacını karşılarken  aynı zamanda demirden zengin beslenme de sağlanmış olur Demir minerali  hafıza öğrenme üzerinde   önemli etkiye sahiptir.
-Üzümsü kırmızı ve mor meyveler : En güçlü antisiyonin içeriğine sahip olan  üzüm, yaban mersini, turna  yemişi, mor evbrik  bilişsel fonksiyonlar ve damar sertliğinin önlenmesi  için önemlidir.
-Zeytinyağı: Yemeklerinizde  ve günlük beslenmenizde  içerdiği doymamış yağ asitleri ile kalp cilt yağ ve beyin sağlığınızı korur.
-Çay:Flovonidler – polifenoller açısından zengin olan  açısından zengin çay çeşitli şekillerde beyazı siyah, yeşil, aromalı olarak  tüketilerek dikkat beyin sağlığı ve hafıza üzrinde etkilidir.
-Kakao  ve kırmızı şarap : polifenol içierikleri ile hafıza ve beyin sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlarlar
- Zerdeçal :Vücutta enflamasyonun giderilmesine  yardımcı olurken dikkat üzerinde  ve hafıza üzerinde olumlu etki yaratır.
-Egzersiz  Egzersiz yapma alışkanlığı kazanmak  bedeni ve genel sağlığı olumlu etkilerken hem beyni  güçlendirir.Yapılan çalışmalarda egzersiz yapan bireylerin alzheirmer a yakalanma riskinin % 45 daha az olduğu gösterilmiştir.

2 Kasım 2018 Cuma

METABOLİZMA HIZINIZI ARTTIRIN DAHA SAĞLIKLI VE KOLAY KİLO VERİN



Metabolik hız nedir ?
 Bir bireyin dinlenme  anında  fiziksel ve ruhsal olarak bütünüyle rahatlamış ve yaklaşık 12 saat süren  açlık durumunda,  nefes almak, kalp atışını ve kan dolaşımı sağlamak, vücut sıcaklığının belirli bir düzeyde tutulması gibi hayati fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için gereksinim duyduğu enerji miktarıdır.
   Metabolizma hızı, gün içerisinde tükettiğimiz gıdaların ve yapmış olduğumuz hareketlerin etkisiyle hızlı veya yavaş olabilmektedir..Kilo verme veya alma  hızını belirleyen en önemli faktördür.Metabolizma hızı birçok koşuldan etkilenir. Yaş ,cinsiyet ,sağlık sorunları ,troid  hastalıkları ,hormonal değişimler veya ilaçlar metabolizma hızını etkileyebilmektedir.  Metabolizmanız yavaş ise hızlı kilo alınır ama hızlı ise  hızlı kilo  verilir.
Metabolik hızı arttırmak için ,
1-    Su içmeye çalışın:Özellikle öğün öncesinde içilen su toklu sinyalinin gelişmesine yardımcı olurken dinlenme sırasındaki metabolizma hızını da arttırabilmektedir.Yapılan çalışmalarda su içen fazla kilolu bireyler ile içmeyenlerin kilo verme oranları karşılaştırıldığında su içenlerin  % 40 daha fazla kilo verdiği görülmüştür.
2-   Sık ve az öğün tüketin: Kişisel ihtiyaçlara göre 4-6 öğün arasında öğün tüketimi kıtlık genini olumsuz etkileyerek metabolik hızı arttırmaktadır. Ayrıca ytüketilen yemeklerin sindirilip ,emilebilmesi için  vücudun enerjiye ihtiyacı vardır.bilinenin aksine az yemek yeme ve az öğün tüketme  metabolik hızı yavaşlatarak kilo verme sürecini olumsuz etkiler.
3-   Protein kaynaklarını  yeterince tüketin : Protein kaynakları sindirilip ,emilebilmeleri için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar.Yiyeceklerin termik etkisi olarak değerlendirdiğimiz bu durum proteinli gıdalar açısından en yüksektir.Bu nedenle metabolik hızı attırtır.Protein kaynakları ayrıca uzun süre doygunluğu da destekler.Bu nedenle ihtiyacınız ölçüsünde protein tüketmeyi ihmal etmeyin.
4-   Baharatlara yer açın:Dengeli hazırlanmış bir öğünde  (eğer sindirim sisteminizde sorun yok ise ) kapsesein zengini kırmızı biberi tüketmek metabolik hızınızı her öğünde  arttırabilmektedir.
5-   Yeşil çay : Eğer damak tadınıza hitap ediyorsa günde 1-2 fincan yeşil çay metabolik hızı %3-5  oranında arttırabilmektedir.
    Egzersiz yapmaya çalışın : hareketli olmaya gayret edin. Hayatta  ve ayakta kalmak için 5000 adım a ihtiyaç duyulur.  Ancak egzersiz niteliğindeki hareketlerden vazgeçmeyin. Vücudunuzdaki en uzun kası belli bir tempo da  yürüyerek çalıştırabilirsiniz.Ancak zaman zaman  yapılan egzersiz veya yürüyüşün yoğunluğunu arttırmak metabolik hızınız açısından destek sağlar   .